Kürt Dil Bayramı vesilesiyle aralarında bölge barolarının ve bölgede faaliyet yürüten bazı derneklerin bulunduğu 16 kurum yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, Türkiye’nin dil politikasının, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana eşitlikten uzak, iç siyasi dengelere göre yasaklayıcı ve engelleyici bir seyir izlediği belirtilerek, anadilde eğitimin önündeki engellerin kaldırılması ve bu hakkın kullanımı için yasal düzenlemelerin yapılması çağrısında bulunuldu.

FARKLI DİLLERİ TANIYAN, KORUYAN POLİTİKALAR OLUŞTURULMALI

Açıklamada, UNESCO’nun Dil Atlası’na göre, dünyada yaklaşık 2 bin 500 dilin kaybolma tehlikesi altında olduğu ve her 15 günde bir dilin kaybolduğu belirtildi.

Farklı dilleri koruyan politikalar oluşturulması gerektiği belirtilen açıklamada, "Türkiye'de konuşulan Kapadokya Yunancası, Mlahso, Ubıhça dilleri çoktan yok olmuş, Kürtçenin bir lehçesi olan Zazaca dahil olmak üzere Batı Ermenicesi, Abhazca, Adigece, Kabar-Çerkes, Abazaca, Hemşince, Lazca, Pontus Yunancası, Romanca, Suret, Gagavuzca, Ladino, Turoyo ve Hertevin dilleri de maalesef yok olma tehlikesi altındadır. UNESCO’ya göre, toplumların kendi ana dillerini konuşabilmesi ve çocuklarına öğretebilmesi için uygun koşulların yaratılması gerekmektedir. Bunun yolu ise azınlık ya da farklı dilleri tanıyan, koruyan ve anadilde eğitimi destekleyen politikalar oluşturmaktan geçmektedir” denildi.

BÜTÜNLÜKLÜ BİR POLİTİKADAN HÂLÂ ÇOK UZAĞIZ

Türkiye’nin dil politikasının, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana eşitlikten uzak iç siyasi dengelere göre yasaklayıcı ve engelleyici bir seyir izlediğinin belirtildiği açıklamada, şunlar kaydedildi:

“1983 tarihinde yürürlüğe giren ve ancak 1991 tarihinde kaldırılan 2932 Sayılı Türkçeden Başka Dillerle yapılacak Yayınlar Hakkında Kanun ile Türkçe dışındaki dillerin kullanılması yasaklanmış, bu dönemde Kürtçe konuşan, yazan çizen binlerce kişi cezai yaptırımlara maruz kalmıştır. Devam eden süreçte Kürtçenin günlük yaşamda ve basın yayın araçlarında kullanılması konusunda çeşitli iyileştirmeler yapılmış olsa da, dil konusunda özgürlükçü ve bütünlüklü bir politikadan hâlâ çok uzak olduğumuz da bir gerçektir. Nitekim yerel yönetimlerin dil alanında devletin tekçi politikasına karşı toplumsal ihtiyaç ve talepler doğrultusunda, kültür sanat alanından eğitime, sağlık alanından sosyal yaşama kadar birçok alanda kısıtlı imkan ve araçlarla hayata geçirdiği çok dilli politikayı esas almış kazanımlar, kayyumlarla birlikte sonlandırılmıştır. Dil ve kültür konusunda halkın hizmetine sunulmuş eğitim ve sanat merkezleri kapatılmış, çok dilli tabelalar yerine yalnızca Türkçe tabelalar devri yeniden başlamıştır. Özetle çok dilliği esas alan yerel yönetim anlayışı terk edilmiştir.”

HEM TARİHSEL HEM DE KÜLTÜREL HAFIZA YOK EDİLMEK İSTENDİ

1913’te başlayan ve 1980’lere kadar devam eden dönemde, ülke genelinde Türkçe olmayan yerleşim yerlerinin isimlerinin eşitlikten uzak, çok dilliği reddeden politikalar kapsamında değiştirildiğinin belirtildiği açıklamada “Bu değişiklikler ile hem tarihsel hem de kültürel hafıza yok edilmek istenmiştir” denildi.

TÜM YETKİLİLER GEREKLİ DÜZENLEMELERİ YAPMALI

Kürt Dil Bayramı vesilesiyle başta Kürt dili ve kültürü olmak üzere, tehlike altında olan ve yok sayılan bütün dillerin korunması, geliştirilmesi ve kullanılması konusunda asimilasyon politikasının terk edilmesi, isteyen tüm yurttaşların kendi ana dillerinde eğitim ve öğrenim görebilmesi için başta TBMM olmak üzere tüm yetkililerin gerekli düzenlemeleri yapması çağrısında bulunulan açıklamada şu talepler sıralandı:

“Anadilde eğitimin önündeki engellerin kaldırılması ve bu hakkın kullanımı için yasal düzenlemelerin yapılmasını,

Asimilasyon ve tekçi politikalarından vazgeçilerek çok dilli ve kültürlü ve yaşama olanak sağlanmasını,

İsimleri değiştirilen yerleşim yerlerinin isimlerinin iade edilmesini,

AB liderleri, Ukrayna ve Moldova'ya "aday ülke" statüsü verdi AB liderleri, Ukrayna ve Moldova'ya "aday ülke" statüsü verdi

Dil öğrenimi ve kullanımıyla ilgili, başta Medeni Ve Siyasal Haklar Sözleşmesi ile Birleşmiş Milletler Eğitimde Ayrımcılığa Karşı Uluslararası Sözleşme olmak üzere diğer tüm uluslararası metinlere konulan çekincelerin kaldırılmasını ve bu konuda Anayasal düzenlemelerin yapılmasını, talep ediyoruz.”

İMZACI KURUMLAR

Açıklamada imzası bulunan kurumlar şöyle:

*Adıyaman Barosu

*Batman Barosu

*Bingöl Barosu

*Bitlis Barosu

*Dersim Barosu

*Diyarbakır Barosu

*İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi

*Kürt Dili ve Kültürü Ağı Hukuk Masası

*Mardin Barosu

*Muş Barosu

*Özgürlük İçin Hukukçular Derneği Diyarbakır Şubesi

*Siirt Barosu

*Şanlıurfa Barosu

*Şırnak Barosu

*Tahir Elçi İnsan Hakları Vakfı

*Van Barosu

Kaynak: Evrensel