İnsan hakları savunucuları ve hukukçular, son dönemde mültecilere yönelik saldırılar ve ırkçı söylemleri protesto etmek için basın açıklaması düzenledi.

Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde düzenlenen açıklamada, “Bizi soyanlar göçmen ve yoksul değil buralı zengin” yazılı pankart taşınırken, açıklamaya HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay da katıldı. Katılımcı kurumlar adına açıklama yapılan açıklamada ülkenin her geçen gün artan hayat pahalılığına, işsizliğe, emek sömürüsüne, intiharlara, kadın cinayetlerine, nefret cinayetlerine sahne olduğu belirtildi.

'GERİ GÖNDERME MERKEZLERİ CEZAEVİ DEĞİLDİR'

"En ufak bir meşru hak arayışını dahi gölgeler içinden korku ile izleyenlerin, halkın tüm öfkesini mültecilere yöneltmeye çalıştığı" ifade edilen açıklamada, 23 Haziran’ı 24 Haziran'a bağlayan gece İzmir Harmandalı Geri Gönderme Merkezi'nde yaşananlara değinildi. Açıklamada şunlar kaydedildi:

Demir Yumruk operasyonunda Hulusi Belgü'ye ikinci tutuklama Demir Yumruk operasyonunda Hulusi Belgü'ye ikinci tutuklama

“Kimi sosyal medya hesaplarına düşen görüntülerde, İzmir Harmandalı Geri Gönderme Merkezi'nde yangın çıktığı ifade edilmekte ve yüzlerce metre uzaklıktan alınan videoda Geri Gönderme Merkezi’nden yardım çığlıkları atıldığı duyulmaktadır. Öncelikle, İzmir İli Valiliği'ne bağlı olan bu kurum bir cezaevi değildir, içeride barındırılan yabancı uyruklu kişiler hukuken kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararına dayalı olarak suçlu sayılan kimseler değildir. Bilinmelidir ki Türkiye Cumhuriyeti’nin ceza yasası yabancılar için de bağlayıcıdır. Geri Gönderme Merkezleri idari gözetim kurumudur ve kamu otoritesi bu kurumda tutulan şahısların can ve mal güvenliğinden sorumludur”

AVUKATLARIN ÜZERİNE ARAÇ SÜRÜLDÜ, VALİLİK AĞZINI AÇMADI

İzmir Harmandalı Geri Gönderme Merkezi'nde istihdam edilen kamu görevlilerinin yetkilerini keyfiyete göre değil kanuna göre kullanmakla mükellef olduğunun altı çizilen açıklamada, “Tanık olunan ve kamuoyuna gerçek dışı bir biçimde yansıyan olaylar açık bir insan hakları ihlalidir, bu ihlale karşı durmak savaştan ve felaketten kaçarak buraya gelen göçmenlerin ve mültecilerin haklarını savunmaktan başka bir şey değildir” denildi.

Gecenin bir yarısı çok sayıda jandarmanın intikal ettiği ve çığlık seslerinin yükseldiği bir kamu kurumunun görevlilerinin içeride neler yaşandığını açıklayamadığına da dikkat çekilen açıklamada, avukatların oyalandığını ve sonrasında ise mültecilerin otobüslere bindirilerek götürüldüğü ifade edildi.

Jandarma komutanının talimatı ile avukatların üzerine araç sürüldüğü belirtilen açıklamada, “Tüm bu olaylara ilişkin İzmir Valiliği 24.06.2022 tarihinde bir açıklama yayınlanarak İzmir'de 226, Ankara'da 78 göçmenin sınır dışı edildiği bilgisi vermiş ancak kolluğun hukuk tanımaz ve saldırgan davranışlarına ilişkin bir açıklama yapma zahmetinde dahi bulunmamıştır” ifadeleri kullanıldı.

'AVUKATLARI LİNÇ EDEREK YILDIRACAKLARINI SANANLAR HATASINDAN VAZGEÇMELİ'

Tüm bu yaşananlardan sonra, orada sığınma hakkı ihlal edilen mültecileri savunmak için bulunan avukatlara yönelik, ırkçı gruplar tarafından sosyal medya üzerinden faşist saldırılar ve linç kampanyası başlatıldığı dile getirilen açıklamada, ırkçı grupların avukatlara yönelik türlü hakaretler ve aşağılamaların yanı sıra arayarak tehdit etme cesaretini de kendilerinde bulduğu belirtildi.

Yaşananların iktidar ve muhalefetin var olan krize ilişkin gündemi değiştirmek için aylardır mülteciler üzerinden yaratmaya çalıştıkları nefretin bir sonucu olduğu vurgulanan açıklamada, son olarak şunlar kaydedildi:

“Göçmenleri kazanç kapısı haline getirenler avukatlar değil, siyasi otoritedir. Avukatları linç ederek yıldıracaklarını, korkutacaklarını sananlar hatasından vazgeçmeli yasalarının onlara da bir gün lazım olacağını hatırlamalıdırlar. Hukuka aykırı olarak, kanunsuz emri uygulayan ve zorla sınır dışı etme zorbalığına katılan tüm personelden, avukatların üzerine otobüs sürerek onları ezme emri veren kolluk amirinden, şoför ve güvenlik personellerine kadar bu suça ortak olan herkes hakkında derhal soruşturma başlatılması için tüm sürecin takipçisi olacağımızı bildiririz. Son olarak unutulmamalıdır ki; bizi soyanlar göçmenler ve yoksullar değil, buralı zenginlerdir”

AÇIKLAMAYA İMZA ATAN KURUMLAR

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD)

Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD)

Müctecilerle Dayanışma Platformu

İnsan Hakları Derneği (İHD)

Halkların Köprüsü Derneği

Kaynak: Gazete Duvar