Danıştay’da yarın (14 Haziran Salı) İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in de aralarında olduğu 15 kişi ve kurumun yaptığı itiraz değerlendirilecek.

Danıştay 10. Dairesi'nin 14 ve 23 Haziran'da yapacağı ayrı duruşmanın ardından, İstanbul Sözleşmesi ile ilgili kararını açıklaması bekleniyor.

Danıştay Konferans Salonu'nda 28 Nisan ve 7 Haziran’daki gerçek ve tüzel 15’i aşkın kişinin açtığı davanın duruşmasında, Danıştay savcısı çekilme kararına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin iptalini istemişti.

Suriye'de gizlenen karanlık güç HTŞ Suriye'de gizlenen karanlık güç HTŞ

Danıştay’da yarın da (14 Haziran Salı) İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in de aralarında olduğu 15 kişi ve kurumun yaptığı itiraz değerlendirilecek.

Türkiye'nin bir çok ilinden baroların kadın hakları merkezleri, Danıştay'daki davayı takip etmek isteyen kadınlar için araç kaldırıyor.

14 HAZİRAN'DAKİ DURUŞMADA KİMLER BAŞVURUCU

1- Türkiye İşçi Partisi, 2- Sedef Erken, 3- İzmir Barosu, 4- Trabzon Barosu, 5- Mersin Barosu, 6- Giresun Barosu, 7- Eskişehir Barosu, 8- Burdur Barosu, 9- Adana Barosu, 10- Manisa Barosu, 11- Tarım Orkam Sen/KESK, 12- Uşak Barosu, 13- Bolu Barosu, 14- Hatay Barosu, 15- Meral Akşener. 16-İlerici Kadınlar Derneği

NE OLMUŞTU?

Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile 20 Mart 2021 Cumartesi İstanbul Sözleşmesi’nden tek taraflı olarak feshedildiğini duyurdu.

Fesih kararı 23 Mart 2021 Pazartesi günü Avrupa Konseyi’ne de bildirdi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada “Fesih kararının” nedeni olarak “Sözleşme’nin eşcinselliği meşrulaştırıyor olması” iddia edildi.

Kadınlar, 20 Mart’tan beri Türkiye’nin birçok ilinde İstanbul Sözleşmesi’ni savunmaya devam ediyor.

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ HAKKINDA

Tam adı “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” 11 Mayıs 2011'de İstanbul'da imzaya açıldı ve ilk imzalayan ülke Türkiye oldu. Sözleşme 1 Ağustos 2014'te yürürlüğe girdi.

Sözleşme, ''kadına yönelik şiddet'', ''aile içi şiddet'', ''kadına yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet'', ''kadın'' kavramlarını tanımlıyor.

Uluslararası alanda kadına yönelik ve aile içi şiddetle ilgili ilk bağlayıcı belge olma özelliğini taşıyan sözleşme şunları içeriyor:

İstanbul Sözleşmesi psikolojik şiddet, ısrarlı takip, fiziksel şiddet, tecavüz, zorla evlendirme, kadın sünneti, kürtaja zorlama, zorla kısırlaştırma, tecavüz ve taciz dahil cinsel şiddet olmak üzere kadına yönelik şiddetin tüm türlerini kapsıyor.

Sözleşme çerçevesinde eviçi şiddet, aynı evde yaşıyor olsun ya da olmasın mevcut ya da eski eş ya da partnerler arasında yaşanan her türlü şiddet edimini içerecek şekilde kadının korunmasını esas alıyor.

Kadınları konumlandırırken "aile" olmayı, evlilik birliği içinde bulunmayı ya da aynı evi paylaşıyor ya da paylaşmış bulunmayı gerektirmiyor.

Sözleşmenin getirdiği yükümlülükler öncelikle devlet görevlilerine yönelik. Devlet kendi adına hareket eden görevlilerinin İstanbul Sözleşmesi'nin gereklerini yerine getirmesini sağlamak zorunda.

Devletlerin sorumluluğu bununla sınırlı değil. Şiddeti gerçekleştiren ister kadının sevgilisi, ister kocası, ister babası, ister patronu olsun, yani kim olursa olsun şiddetin önlenmesi, soruşturulması, cezalandırılması, zararın tazmin edilmesi yükümlülüğü de devlete ait.

Kaynak: Bianet