İçişleri Bakanlığı’nın, 7 Mart 2021'de kadına ve çocuklara yönelik şiddetin kolluk güçlerine bildirilmesi ve engellemesi için kurulan Kadın Acil Destek İhbar Sistemi'ni (KADES) kurdu. Mobil bir uygulama olan KADES'te Türkçe, Arapça, Farsça, İngilizce, Rusça ve Fransızca dillerinde hizmet veren uygulamada, Kürtçeye yer verilmedi. Bunun üzerine Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi Üyesi Çiğdem Sevimli ve Diyarbakır Barosu Kürtçe Dil Komisyonu Üyesi Diyarbakır Üyesi Elif Birikli, 31 Mart 2021'de İçişleri Bakanlığı'na KADES'in Kürtçe hizmet vermesi için talepte bulundu.

Ancak, İçişleri Bakanlığı, 60 günlük cevap verme süresince yanıt vermeyince, avukatlar Ankara 15'inci İdare Mahkemesi'ne kararın iptali istemiyle dava başvurusu yaptı. 

DİYARBAKIR BAROSU İPTALİNİ İSTEDİ

İstanbul Sözleşmesi'nin feshedildiği hatırlatılan başvuruda, sözleşmenin feshinin sonuç doğurması için 3 ay süre geçmesi gerektiğine işaret edilerek, yürürlükte olan Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesinin 19'uncu maddesinde alınacak tedbirler konusunda mağdurların anlayabileceği dilde destek hizmeti verilmesini şart koşulduğuna atıf yapıldı. Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin getirdiği yükümlülük nedeniyle taraf ülkelerin yurttaşların anlayabilecekleri dilde hizmet sunma mecburiyeti bulunduğu vurgulanan başvuruda, Anayasa'nın eşitliği ilkesini düzenleyen 10'uncu maddesi de referans gösterildi. 

RTÜK’ten Halk TV, Habertürk, TELE 1 ve Netflix’e ceza RTÜK’ten Halk TV, Habertürk, TELE 1 ve Netflix’e ceza

BAKANLIĞIN SAVUNMASI

Mezopotamya Haber Ajansı'nda yer alan habere göre, İçişleri Bakanlığı, 15'inci İdare Mahkemesi'ne gönderdiği savunmada, KADES uygulamasının aile içi ve kadına yönelik şiddetle mücadelede, iletişim teknolojilerinden etkin yararlanılması için kurulduğunu belirterek, "Tüm mağdurların kolluğa ve adalete erişiminin kolaylaştırılması amacıyla Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu katkılarıyla uygulamanın ara yüzleri Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce ve Rusça olmak üzere 5 dile çevrildiğini" belirtti. Savunmasında, göçmen ve mültecilerin de uygulamadan yararlanmasının hedeflenmesi nedeniyle 5 yabancı dilde hizmet verildiğini dile getiren Bakanlık, "Bu çerçevede ülkemizde geçici ikamet eden göçmen veya mülteci konumunda bulunan kadınların da KADES uygulamasının sunmuş olduğu hizmetten yararlanması amacıyla Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu katkılarıyla hazırlanan KADES uygulamasının ara yüzlerinin Arapça, Farsça, Fransızca, İngilizce ve Rusça olmak üzere 5 dile çevirisi yapılmıştır. Açıklanan nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep ederim" ifadelerini kullandı. 

'KÜRTÇE OLMADAN…'

Mahkeme, vatandaş olan olmayan, yabancı, mülteci, sığınmacı, göçmen, turist vs. hemen her kadının anlayabileceği ve kullanabileceği şekilde yaygınlaştırılmasının ve kullanımının kolaylaştırılmasının, uygulamanın maksadına uygun olacağı da tartışmasız olduğu değerlendirmesi yaparak, "Diğer taraftan, KADES uygulamasına Kürtçe ihbar çağrısı eklenmesinin, Kürt kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bu uygulamadan azami ölçüde faydalanmasına hizmet edeceği de izahtan varestedir.

Nitekim, ülkemizde geçici ikamet eden göçmen ve mülteci konumunda bulunan kadınların da KADES uygulamasının sunmuş olduğu hizmetten yararlanması amacıyla Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu Katkılarıyla, KADES uygulamasının ara yüzlerinin Arapça, Farsça, İngilizce, Rusça ve Fransızca olmak üzere 5 dile çevirilerinin yapıldığı davalı idarece beyan edilmektedir. Bu durumda, Kürt kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bu uygulamadan azami ölçüde faydalanmasını teminen, KADES uygulamasının ara yüzlerine Kürtçe çeviriler de eklenmesi, uygulamanın maksadına daha uygun iken aksi yönde tesis edilen işlemin kamu menfaatlerine ve hakkaniyete uygun olmadığı sonucuna varılmıştır" gerekçesiyle işlemi iptal etti. 

İçişleri Bakanlığı, karar daha taraflara tebliğ edilemeden bir hafta önce KADES uygulamasına Kürtçeyi de ekledi. 

'İDARE MAHKEMESİ DAVAMIZI KABUL ETTİ'

Önceki gün itibariyle taraflara tebliğ edilen kararı değerlendiren başvuruculardan Diyarbakır Barosu Kürtçe Dil Komisyonu Üyesi Diyarbakır Üyesi Elif Birikli, Bakanlığa yaptıkları başvuruya yanıt alınmaması üzerine mahkemeye başvurduklarını hatırlattı. Anayasanın eşitlik ilkesinin ihlali ve İstanbul Sözleşmesi'nin 19'uncu maddesi kapsamında başvuru yaptıklarını hatırlatan Birikli, "Çünkü bilindiği gibi Türkiye'de milyonlarca insanın anadili Kürtçedir ve Kürtçe dışında başka bir dil bilmeyen pek çok yurttaş da bulunmakta. Kadına yönelik şiddetin spesifik olarak ekonomik, sosyal, ırki, dili ve dini parametrelerle ortaya çıkmadığı aşikar. Maalesef yeryüzünde her kadın bu şiddetin potansiyel mağduru konumunda. Bu nedenle kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve şiddete maruz kalmış her kadının korunmasıyla oluşturulmuş bir uygulamanın ülkede var olan, konuşulan diller çerçevesinde hizmet vermesi gerekmekteydi. Biz hukuki altyapımızı bunun üzerine kurmuştuk. Bu şekilde de İdare Mahkemesi davamızı kabul etti" diye konuştu. 

Birikli, Bakanlığın mahkemeye gönderdiği savunmada KADES uygulamasında Kürtçeye yer verilmemesine dair bir gerekçe sunmadığı, KADES uygulamasında 5 yabancı dilin bulunmasının ülkedeki göçmen ve mültecilere yönelik olduğu savunmasını yaptığını belirterek, "Elbette ülkede yaşayan göçmenlerin, mültecilerin bu uygulamadan yararlanması gerekiyor, fakat ülkenin büyük bir çoğunluğunu oluşturan ve anadilleri Kürtçe bir topluluğun o uygulamadan yararlanmasının engellenmesi hiçbir şekilde kabul edilebilecek bir şey değildir. Mahkeme de kararında bu hususa değinmiş ve bunun hiçbir şekilde izahının olmayacağını söylemiş. Kürtçe konuşanların uygulamadan azami bir şekilde yararlanması için Kürtçe dilinin eklenmesini istemiştir. Mahkeme kararını 27 Mayıs'ta vermiştir.

Mahkemenin kararından önce bunun duyurulması elbette bir rastlantı değil. Davalı kurum, yani İçişleri Bakanlığı’nın bu yönde gelebilecek tepkilere kendi üzerinden atmasıyla alakalı bir şeydir. Böyle bir niyeti olan idarenin mahkemeye böyle bir savunma sunmaması lazımdı. Başından beri bu uygulamaya Kürtçe dilini eklemesi gerekiyordu. Bu biraz da okları kendi üzerinden atmak gayesiyle atılmış bir adımdı" şeklinde konuştu.