İstinaf mahkemesi İstanbul Okmeydanı’ndaki İdil Kültür Merkezi’ne düzenlenen operasyonda gözaltına alınarak tutuklanan akademisyen Nuriye Gülmen’e ‘terör örgütü üyeliği’ iddiası ile verilen 10 yıllık hapis cezasını onadı.

Avukat Oğuzhan Topalkara karar sonrası “Gülmen’in cezasına gerekçe yapılan dijital delillerle ilgili rapor o deliller ele geçirilmeden bir gün önce düzenlendi. Mahkeme dosyadaki tek tanığın tanıklığından vazgeçti ancak tanığın beyanları gerekçeli kararda cezaya gerekçe yapıldı. Sadece dosyadaki SEGBİS duruşma kayıtları dahi 1000 sayfaya yakın. 18 günde yalnızca bunların okunup incelenmesinin bitirilmesi dahi mümkün değil. Siyasi amaçlarla hızlandırılmış 18 günlük bir karar var önümüzde” dedi.

Evrensel’den Meltem Akyol’un haberi şöyle:

ARAMA VE ELE GEÇİRİLEN HER ŞEY HUKUKA AYKIRI

KHK ile görevinden ihraç edilen akademisyen Nuriye Gülmen, 5 Ağustos 2020'de İdil Kültür Merkezi'nde 5 kişi ile birlikte gözaltına alındı 11 Ağustos 2020'de tutuklandı. Yargılama sonunda Gülmen Yasemin Karadağ ile birlikte ‘terör örgütü üyeliği’ suçlamasıyla 10 yıl hapse mahkum edildi.

Gülmen’in avukatı Oğuzhan Topalkara karara itiraz etti, Gülmen’in gözaltına alınışından hapis cezası ile sonuçlanan yargılama sürecine dair yaşananları madde madde anlattı itiraz dilekçesinde.

Önce gözaltı işleminin yapıldığı güne dönerek dilekçeden aktaralım: 5 Ağustos 2020'de yapılan arama savcılık talimatı ile yapıldı ancak talimat dosyaya konmadı. Dahası yasaya göre konutta ve iş yerinde yapılacak arama hakimlik kararı ile yapılabilirdi, savcılık talimatı ile yapılması ancak ‘gecikmesinde sakınca bulunan halde’ mümkündü. ‘Gecikmesinde sakınca bulunan hal’e gerekçe olarak UYAP'taki arıza olarak gösterildi. O tarihte UYAP’ta arıza kaydı olup olmadığının araştırılmasına dönük talepler de mahkemece reddedildi. Dilekçeye göre 5 Ağustos 2020'de yapılan arama hukuka aykırı yapılmıştı, bu arama ve neticesinde ele geçirilen her şey hukuka aykırı delil niteliğindeydi.

YENİ DELİLLER BULUNMADAN RAPORU HAZIRDI

Gülmen ve beraberindeki 3 kişi hakkında hazırlanan iddianame İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 9 Ekim 2020’de reddedildi.

Ret kararını veren mahkemeye göre iddianamede ‘yeterli delil yoktu’. Mahkeme Gülmen yönünden anlatılan olayların dosyada bulunan delillerle ilişkilendirilmediğini söylüyordu aynı kararda.

İddianamenin reddedilmesinden 5 gün sonra, 14 Ekim 2020’de İdil Kültür Merkezinde elde edildiği iddia edilen bazı materyaller ve içerikler dosyaya eklendi. Dijital materyallerde Nuriye Gülmen ile ilgili olarak, ‘Direnişler Meclisi içinde sorumlu olarak faaliyet yürüttüğü, kod ismi kullandığı, örgütsel yazışma yaptığı’ iddiaları yer alıyor. Savcılık ret kararına itiraz etti, üst mahkeme kararı kaldırdı ve dava açıldı.

Ama bir sorun vardı: İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’nün 14 Ekim 2020’deki operasyonla ele geçirildiği ve mahkeme dosyasına gönderildiği dijital delillerin içerik incelemesi Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Adli Bilişim Büro Amirliği tarafından 13 Ekim 2020’de yapılmıştı. Hayır hayır, tarihleri yanlış yazmadık. Yani emniyete göre deliller ele geçirilmeden bir gün önce incelenmişti. Bu materyalin -Verbatim marka 32 GB hafıza kartı- aslını avukatlar hiç göremedi, kopyasını istedi o talep de reddedildi.

Bahsi geçen dijital materyale dair tek şüphe tarih meselesi de değildi. Avukat Oğuzhan Topalkara dilekçesinde “Delilin imaj alma yazılımı yok, HASH değeri yani değişmezlik değeri yok. Delilin bozulup bozulmadığını anlamak mümkün değil. Bu nedenle aslında Verbatim marka 32 GB hafıza kartına dair bir bilirkişi incelemesi de yapılamaz” dedi.

Bu arada imajı hazırlayan polis memurunun mahkemede dinlenmesi talebinin de reddedildiğini hatırlatalım.

MAHKEME TANIĞIN TANIKLIĞINDAN VAZGEÇTİ AMA ANLATTIKLARI GEREKÇELİ KARARA GİRDİ

Dosyada tanık olarak yer alan itirafçı B.G., mahkemece tanıklığından vazgeçildiği için duruşmada dinlenmedi. Ancak Gülmen’e 10 yıl veren mahkemenin gerekçeli kararında beyanları yer aldı. Avukat Topalkara ‘istinaf dilekçesinde tanık olarak dinlenmesinden vazgeçilen şahsın beyanlarının gerekçeli kararda ne işi var? Sanık olmayan, müşteki olmayan, avukat, bilirkişi, hakim ve katip olmayan B. G’nin beyanları ne hakla hükme yazılmıştır?” diye sordu. Ve ekledi: “İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi adeta tuzak kurmuştur. Sorgu hakkımız elimizden alınarak tanık adıyla hükme eklenen bu şahsa dair daha iyi niyetli bir hukuki niteleme kurma imkanımız yoktur” dedi. Ancak istinaf mahkemesi bunu da dikkate almadı.

18 GÜNDE GELEN ONAMA: ‘HUKUKA AYKIRILIK YOK’!

Avukat Oğuzhan Topalkara yukarıda sıraladığımı usulsüzlükleri anlattığı 13 sayfalık itiraz dilekçesini sundu. Gülmen’in dosyası istinaf mahkemesinin önüne 4 Kasım 2022’de geldi.

22 Kasım’da ise -yani dosya istinaf mahkemesinin önüne geldikten 18 gün sonra- karar verildi ve cezalar onandı. 2 sayfalık istinaf kararına göre yargılamayı yapan İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesinin kararında “usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda uygulandığı”! anlaşılmıştı.

BU SÜREDE 1000 SAYFALIK SEGBİS KAYITLARI BİLE İNCELENEMEZ

İstinaf kararı kesin karar değil, dosya şimdi Yargıtay’a taşınacak. Kararı değerlendiren Avukat Topalkara’ya göre 18 günde verilen karar, gerçek bir inceleme yapılmadığını göstergesi. Şöyle açıklıyor:

Emniyet, Gaffar Okkan anması için araç vermedi: Gerekçe Kılıçdaroğlu Emniyet, Gaffar Okkan anması için araç vermedi: Gerekçe Kılıçdaroğlu

“Uygulamada, yani herhangi davada istinaf ön raporu dahi -istinaf eden kişi yetkili mi, süresinde istinaf dilekçesi sunulmuş mu gibi soruları cevaplayan rapor- 3-4 aydan önce çıkmıyor. Kaldı ki esas hakkındaki karar 18 günde çıkabilir olsun.

Sadece dosyadaki SEGBİS duruşma kayıtları dahi 1000 sayfaya yakın. 18 günde yalnızca bunların okunup incelenmesinin bitirilmesi dahi mümkün değil.”

SİYASİ AMAÇLARLA HIZLANDIRILMIŞ KARAR

Temel itiraz gerekçelerinin ‘sahte delil’ olduğunu hatırlatan Avukat Topalkara, “Bu iddiamızın gerekçesi delil olduğu söylenen dijital materyallerin aslı ya da onaylı örneğinin dosyada olmaması, bu dijital ile ilgili, ele geçirildiği söylenen tarihten bir gün önce kolluk tarafından rapor hazırlanmış olmasıydı. Ne var ki istinaf mahkemesinin bu hususu hiç incelemedi. Özetle siyasi amaçlarla hızlandırılmış bir karar var önümüzde” dedi.

DARBE GİRİŞİMİNDEN SONRA İHRAÇ EDİLMİŞTİ

Nuriye Gülmen 15 Temmuz Darbe Girişiminin ardından KHK’yle Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nden ihraç edildi.

Gülmen Mardin Mazıdağı Cumhuriyet İlkokulu’ndan ihraç edilen Semih Özakça ile birlikte ‘işimi geri istiyorum’ diyerek mart 2017’den ocak 2018’e kadar açlık grevi yaptı.

Ankara 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan DHKP/C davasında Gülmen’e hapis cezası, Özakça’ya beraat verilmişti. Her ikisi de bir süre tutuklu kalmıştı.