Ünal, bu varyantın Covid-19 hastalığını geçiren ya da aşı olan kişilerde bile yeniden enfeksiyonlara neden olabildiğini vurguladı

Gözden kaçırmayın

7 parti ve oluşumdan ortak açıklama: İnsanca yaşamak istiyoruz 7 parti ve oluşumdan ortak açıklama: İnsanca yaşamak istiyoruz

Covid-19 salgınında baskın hale gelen Omicron varyantı etkisini sürdürüyor.

Salgına ilişkin mevcut durum ile yakın ve uzun gelecekteki ihtimalleri, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necmettin Ünal ile Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Ertuğrul, Independent Türkçe'den Lale Elmacıoğlu'na değerlendirdi.

DAHA BULAŞICI

Covid-19 vakalarının kimi ülkelerde en üst seviyeye ulaştığını, kimilerinde ise aşağı doğru inişin gözlendiğini belirten Prof. Dr. Necmettin Ünal, Omicron varyantının öncekilere kıyasla en büyük farkının çok bulaşıcı ve hızlı çoğalması olduğunu hatırlattı.

Omicron'un başlangıçtaki antikorlardan kaçtığının düşünüldüğünü belirten Ünal, bu varyantın Covid-19 hastalığını geçiren ya da aşı olan kişilerde bile yeniden enfeksiyonlara neden olabildiğini vurguladı.

Türkiye'de de son dönemdeki vaka artışlarının nedenini Omicron'a bağlayan Necmettin Ünal, hastaneye yatış ve ölüm oranları, Delta gibi varyantlardaki kadar yüksek seyretmese de tedbiri elden bırakmamak gerektiğini söyledi.

Omicron varyantının mutasyona uğramış hali olan BA.2'nin son dönemde 40'ı aşkın ülkede görülmesini nedeni konusunda Prof. Dr. Ünal, şunları ifade etti:

Omicron'un çok yakın akrabası olan 2 farklı alt grup var, BA.1 ve BA.2. Biz bugüne kadar BA.1'i görmüştük, BA.2 geri plandaydı. Şimdi onda da hızlı bir artış başladı. Daha bulaşıcı. Danimarka gibi ülkelerde Omicron'un BA.2 şekli daha sık görülüyor. Almanya, İngiltere ve Hollanda'da da BA.2 görülme sıklığında artış var.

ŞUBAT AYINDA VAKALAR DA ÖLÜMLER DE ARTABİLİR

"Ölü sayılarındaki değişimi görmek için birkaç hafta geçmesi gerekebilir" diyen Ünal, "Birkaç hafta sonra yoğun bakım yatışları da değişebilir. Genellikle farklı hastalığı bulunan, bağışıklık problemi olan kişiler, zorlanıyor. Bu hastalıkların üstüne bir de Kovid ekleniyor. Şubat ayında ağır hastaların ölüme gidenlerini görebiliriz. Vaka sayıları ve ölümler artabilir" değerlendirmesinde bulundu.

DAHA KÖTÜ VARYANTLAR GELEBİLİR

Farklı ülkelere bakıldığında, ABD'de bir yandan günlük vaka sayısının 1,3 milyona ulaştığını, diğer yandan aşı karşıtlığının da arttığını ifade eden Prof. Dr. Necmettin Ünal, Omicron'dan sonra daha kötü varyantların gelme ihtimaline şu sözlerle dikkati çekti:

Ne olacağını bilmiyoruz, 2 tür senaryo yazabiliriz. İyimser bakış, bir şekilde bağışıklık oluşturup yok olması yönünde. Ancak virüsün mutasyona uğrayıp yeni varyantlarının ortaya çıkması olasılığı da yüksek. Delta'ya göre etkinliği azalmış olabilir, özellikle 2 doz mRNA aşısı olanlarda. Hasta olmamak için 3. doz da olunmalı.

BAKANLIK DETAYLARI AÇIKLAMALI

Pek çok ülkeden gelen veriler, Omicron varyantıyla birlikte çocuklarda Kovid-19 görülme sıklığında ciddi artış yaşandığını ortaya koyuyor.

ABD'nin bu ülkelerin başında geldiğini belirten Ünal, 1 Ocak tarihinde Birleşik Krallık'taki Kovid-19 vakalarının yüzde 14,7'sini çocuklar oluştururken, 18 Ocak'ta bu oranın yüzde 40,8'e çıktığını ifade etti.

Türkiye'de ise Kovid-19'un çocuklarda görülme oranına ilişkin Sağlık Bakanlığı tarafından herhangi bir bilgi sunulmuş değil.

"Türkiye'de kaç çocukta vaka çıktığı hâlâ bilinmiyor. Bakanlık bunu detaylarıyla açıklamalı, şeffaflık gerek. Çocuklar bunu ailelerine de taşıyor" sözleriyle çağrıda bulunan Prof. Dr. Ünal, kaç yaşta kaç vaka görüldüğü, çocuklardaki toplam oran, 12 yaş üzerinde kaç çocuğun aşılandığı, 5-12 yaş arasında aşılamaya ne zaman geçileceği gibi soruların bir an önce yanıt bulması gerektiğini savundu.

İçinde bulunduğumuz iki haftalık ara tatilde çocukların elbette ki tatil yapma hakkının bulunduğunu belirten Ünal, yetişkinler için geçerli olan her türlü korunmanın onlar üzerinde uygulanmasından da vazgeçilmemesini istedi.

PCR YAPILMAMASI YANLIŞ

Semptomsuz kişilere hızlı test veya PCR yapılmamasını hatalı bir yaklaşım olarak niteleyen Prof. Dr. Necmettin Ünal; bu kişilerin otobüs ve tren gibi uzun saatler kapalı alanda süren yolculukların yanı sıra şehirlerdeki toplu taşımalarında da virüsü bulaştırabilecekleri uyarısı yaptı. Ünal, özellikle aşısızların, aşılılara oranla bulaştırıcılık riskinin daha yüksek olduğuna da dikkati çekerek, "Aşıların etkinlik seviyesi, Delta'ya göre azalmış durumda. Özellikle 2 doz mRNA aşısı olanlarda... 3 doz aşı şart" şeklinde konuştu.

TEMEL HEDEF HASTALIĞI ÖNLEMEK OLMALI

Salgının ne zaman bitebileceğine ilişkin ise net konuşmaktan kaçınan Ünal, temel hedefin kişiler enfekte olduktan sonra değil, hastalanmadan önce harekete geçmek olduğunu belirterek aşılamanın hızlanması çağrısı yaptı.

VİRÜSLERİN ORTAYA ÇIKABİLME RİSKİ VAR

Son olarak özellikle global ısınma sebebiyle yeni virüslerin ortaya çıkabilme riskine değinen Ünal, sözlerini "Biz bu virüslerin yaşam alanlarına çok fazla giriyoruz. Orman kalmadı, bir kısmı yandı, bazıları imara açıldı. Karbon emisyonu arttı. Buzullar eriyor, deniz suları yükseliyor. Doğadaki her türlü tahribatın faturası olacak. İleride yeni virüsler, salgınlar çıkabilir" uyarısıyla noktaladı.

DANİMARKA'DAKİ VAKALARIN YÜZDE  60'INI OLUŞTURUYOR

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bülent Ertuğrul da Omicron'un alt varyantı olan BA.2'nin diğerlerine nazaran daha hızlı yayıldığı görüşünde. 

Bu varyantın Danimarka'daki vakaların yaklaşık yüzde 60'ını oluşturduğunu, Birleşik Krallık'ta da görüldüğünü belirten Ertuğrul, Türkiye'deki yaygınlığa ilişkin ise net bir veri bulunmadığını kaydetti.

TÜM YAYGINLIĞI TESPİT EDEBİLECEK TEST YAPILMALI

Rutin PCR'ların varyant ölçümünde yeterli olmadığı gerekçesiyle farklı tipte PCR ya da sekans analizinin şart olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ertuğrul, bu yöntemler daha maliyetli bulunduğu için pek tercih edilmediklerini de dile getirdi.

Varyantlara ilişkin Sağlık Bakanlığı'na 'tüm yaygınlığı saptayabilecek test yapma' çağrısında bulunan Prof. Dr. Ertuğrul, son dönemdeki vaka artışlarının Omicron kaynaklı olduğunun tahmin edildiğini belirterek, "Bakanlık tespit edilen oranları güncel olarak açıklayıp, daha yüksek oranda sekans analizi yapsın ki biz de varyantı bilelim. Şu an için yüzdeye ilişkin net bir veri olmadığından kesin konuşmak doğru olmaz" yorumunu yaptı. 

ÇOCUKLAR ARASINDAKİ YAYGINLIĞI NET BİLİNMİYOR

Geçtiğimiz hafta Sağlık Bakanlığı tarafından yaş dağılımına ilişkin yapılan bilgilendirmede 12 yaşın altındakilerin verilerinin bulunmadığına değinen Bülent Ertuğrul, bu sebeple Omicron ve onun alt varyantı BA.2'nin çocuklar arasında ne kadar yaygın olduğunun da bilinmediğini söyledi.

İNSANLIĞIN DOĞAL YAŞAMI YOK ETMESİNİN ÖNÜNE GEÇİLMELİ

Prof. Dr. Bülent Ertuğrul'a son olarak yeni virüs ve salgın risklerini sorduk. 

Gelecekte insanoğlunu bekleyen farklı virüs ve enfeksiyonların varlığına dikkati çeken Ertuğrul, doğa tahribatına karşı harekete geçmenin şart olduğunu söyledi.

Hayvanların doğal alanlarının azalmasının onlarda hareketliliğe yol açtığını, insanlarla temaslarının arttığını ve virüsün mutasyona uğrayarak insanlara yerleşme riskinin büyüdüğüne vurgu yapan Bülent Ertuğrul, geçmişten de bazı örnekler verdi: 

Doğal yaşam alanlarını yok etmek, diğer canlı nüfuslarında hareketliliğe neden oluyor. Bu durum, yok olan alanlardan başka alanlara geçen canlıların, insanlarla daha yakın temasına yol açıyor. Daha önce karşılaşılmayan enfeksiyon ve salgın riski artıyor. Hayvanlarda rezervuar olarak görülen virüslerle karşılaşma riski büyüyor. Doğanın dengesini alt üst etmemiz, bu tür enfeksiyonların evrilip karşımıza çıkmasına neden oluyor.  Yayılma durumu yüksek olan virüsler, insana geçebilme yetisi de kazanıyor. Örneğin domuzlarda ve kuşlarda görülen virüs, insanlarda da görülmeye başlanıyor. Örneğin influenza, uzak Asya'da sürekli yeni tehditler oluşturacak şekilde insana yaklaşıyor. Benzer bir süreç Afrika'da Ebola salgınında yaşandı. Zika'da da görüldü. Başka virüsler için de risk büyüyor. İnsan, doğal yaşamı tehdit ederken kendi de tehdit ediliyor ve bu durum, pandemiye yol açabiliyor. İnsanlığın vahşi biçimde doğal yaşamı yok etmesinin önüne geçmek şart. Küresel ısınmaya yol açan her türlü hamleden uzak durulmalı.