Kemal Ural/Demokrat Haber

2011 yılında başlayan ve bugüne kadar tüm şiddeti ile devam eden Suriye İç savaşının Suriye Muhalefetinin en büyük askeri örgütü olan İŞİD ile aynı köklere aynı ideolojiye ve aynı örgütsel terörizmi uygulayan eski ismi ile El Nusra Cephesi yeni ismi ile Heyet Tahrir el-Şam gerçekliği bugün batılı Emperyalistlerin ısrarla görmediği Suriye halklarının canını en çok yakan oluşum.

BİR TERÖRİSTİN DOĞUŞU JULANİ

El Nusra Cephesi’nin kurucusu ola Suriye üç savaşının bazen politik devrim önderi bazen kafa kesen teröristi Julani kimdir;

Asıl adı ile Ebu Muhammet el-Cevlani olan bilinen ismi ile Julani bugün üzerine 10 milyon dolar ödül olan biri. Julani 82 yılında Sudi Arabistan’ın başkenti Riyad’a doğdu.  Julani Suriye’nin Derra kentinde Arapça öğretmenliği yaptığı sürede başlayan Irak işgalinde, 2003 te savaşmak üzere Irak gitti.

 IRAK EL-KAİDE’SİNİN GÜÇLENİŞİ

2003 te başlayan ABD ve NATO güçlerinin Irak’ı işgali sürecinde Irak direnişine yedeklenen ve burada kendine yer bulan Ebu Musab Zerkavi 2004 te Irak El-Kaide’sinin kuruluşunu ilan etti.

Iraklı Sünni inançlılar arasında yer bulan ve yabancı ülkelerden gelen Cihatçı teröristler ile güçlenen yapı Ebu Musab Zerkavi’nin propaganda metotlarını kullanımında ki ustalaşması ile çok hızlı güçlendi.

Bu dönem Selefi-Cihatçı hareket video propagandasını kullanmaya başlaması ve bir çok Müslüman ülkede internet aracılığı ile bunu yaydığı bir döneme girdi. Savaş sahasında ABD ordusuna çok şiddetli kayıplar verdiren Irak El-Kaidesi bir çok Iraklı Şii camii ve cemaatine de saldırılarını artırdığı bir döneme başladı.

Erdoğan: Güç merkezlerinin yeniden oluştuğu dönemde seçim yapacağız Erdoğan: Güç merkezlerinin yeniden oluştuğu dönemde seçim yapacağız

Binlerce Iraklı sivilin ölümüne sebep olan saldırılarda o dönem Musul’da El-kaide saflarında savaşan Julani örgüt içinde bilinen bir isim haline geliyordu.

Zerkavi ile sık sık görüşen Julani hem entelektüel birikimi ile hemde küresel cihat fikrine inanması ile bir dönem örgütün eğitim alanından sorumlu olmaya başladı.

 HAPİSHANELERDEN YENİ DÖNEME

2004 yılının sonunda İngilizlerin Irak’ta kurduğu Bucca hapishanesi İŞİD’in kurucusu Ebubekir Bağdadi’nin buluştuğu yer oldu.

2004 yılında Ebu Gureyb ve Bucca hapishanelerinde ki vahşet ve işkence hapishanelerde ki El Kaide bağlantısı olmayan tutukluları ve Saddam yanlısı askerleri Irak El Kaidesine yakınlaştırdı.

Bucca hapishanesi yıllarında İngilizler ve Amerikalılar İŞİD lideri Ebubekir Bağdadi ile ilgili hiç bir bilgi paylaşamadı.

2006 yılında Irak El kaidesi lideri Ebu Musab Zerkavi’nin ölümü sonrası örgütte büyük bir liderlik boşluğu oluşmaya başladı.

Hapishanelerde bu liderlik için çok ciddi kadrolar arasında hesaplaşmalar başlamışken örgüt kısa süreliğine liderlik için Ebu Eyyub El- Masri yi görevlendirdi. 2006 yılında Zerkavi’nin ölümü sonrası Lübnan’da Cund es-Şam isimli cihatçı örgütün lojistik alanını üstlenen Julani kısa süre sonra tekrar Irak’a döndüğünde tutuklandı.

Bu dönemde hapishanede tutuklara dil ve İslam eğitimi veren Julani iki yıl süren tutukluluk süreci içerisinde İngiliz istihbaratı tarafından hakkında pek çok rapor yazılan birine dönüştü.

Hapishane yılları Bağdadi ve Julani arasında ki iki diyaloğu artıran bir diğer olaydı. Irak El Kaide’sini toprak kazanımı yapması ve Irak’ta ki diğer selefi cihatçı örgütlerle birleştirme fikri hapishanelerde yayılıyordu. Bir İslam devleti fikri teorik olarak Bucca hapishanesinin duvarları arasında kontrollü olarak yerleşiyor ve bunun için kadrolar yetişiyordu.

YENİ İSİM

Irak El Kaide’si 2006 yılında 5 islami cihatçı örgütü daha yanına çekerek ABD’yi Irak’tan kovmak için Mücahitler Şurası Meclisini kurdu. MŞM alanda çok kısa yaşayan bir yapı olsa da fikirleri hapishanede atılmış olması itibari ile içerde eğitilen kadroların dışarda ki kadrolara üstünlük kurmasını sağlamıştı.

Artık Irak El Kaidesi hapishanelerden yönetiliyor İslam Devleti kurma fikri daha çok güçleniyordu. Örgütün basın sözcüsü Mısri 2006 yılında 15 Ekim tarihinde Irak İslam Devletinin kurulduğunu duyurdu.

 SELEFİ CİHADIN DEVLETİ

Irak İslam Devleti örgütün merkezine iyi eğitimli kadroları çekmeye ve kendisi de Iraklı olan Ebu Ömer Bağdadi’yi lider seçen ABD’ye karşı tüm Irak’ı birleştirmeyi düşünen bir yapı haline geldi.

Şura yönetiminden sonra 2008 te Ebu Bekir Bağdadi ve Julani gibi isimlerin tahliyesi örgüte iyi eğitimli kadrolar sağladı.

Bu dönem Musul vilayetinin sorumluluğunu alan Julani, örgüt içinde liderlik özelliği artan Ebubekir Bağdadi ile arasında sıkı diyaloglar başlattı. 2009 yılında özellikle Şiilere yönelik bir çok bombalı saldırı düzenleyen örgüt binlerce sivilin ölümüne sebep oldu.

Bu dönem Irak İç Savaşının en kanlı dönemi olarak gözükür iken Hz. Hüseyin’in türbesine bombalı saldırı düzenleyen İD bir çok Şii örgütle çatışmaya başladı.

Bu dönem askeri alan sorumlusu olan Ebu Eyyub El-Masri Şiileri ABD ile işbirliği yapan mürtetler olarak ilan eder iken Irak Ordusu Diyala vilayetinde Hakimiyetini kaybetmeye başladı.

2010 yılında genel Seferberlik ilanı sırasında Bağdat’ta asker alım şubesine düzenlenen intihar saldırısında 60 Irak askerinin ölmesinde Julani’nin de ismi geçmeye başladı Irak Ordusu ile İslam Devleti arasında ki çatışmalar şiddetlenir iken Irak ordusu 2010 yılında Anbar, Musul, Diyala vilayetlerinde ABD’yi yardıma çağırdı.

2010 yılında ABD ordusu Irak İslam Devleti’nin Üst düzey isimlerine saldırılar düzenlemeye ele geçirmeye başladı. 18 Nisan 2010 yılında Irak’ın Tikrit şehrinde Irak İslam Devleti lideri Ebu Ömer Bağdadi ve Ebu Eyyub el- Masri, ABD tarafından öldürüldü.

EBUBEKİR EL-BAĞDADİ DÖNEMİ

Irak İslam Devleti’nin 2010 yılında başına geçen eski bir imam olan Ebubekir el-Bağdadi yardımcılığına  Ebu Abdullah El-Hüseyni el-Kuryeşi’yi getirdi.

Bağdadi’nin ilk dönemlerinde İslam Devletinin Musul emirliğine getirilen Julani Bağdadi’nin fikirlerine hayranlık duyuyordu tek bir konuda Bağdadi ve Julani arasında farklar ortaya çıkıyordu.

Bağdadi ile El-Kaide arasında açığa çıkan bazı itilaflarda İslam Devleti içinde ki bir kanat her zaman El -Kaide’yi destekliyordu. Bağdadi’nin ilk dönemleri örgüt çok şiddetli kayıplar vermeye başlamış. ABD ve müttefik güçleri bir çok şehirde İD yöneticilerini ya yakalıyor ya da öldürüyordu. Kasım ayında örgütün Bağdat emiri Huthaifa el-Batawi’nin 12 kişi ile beraber yakalanması bu dönem örgütün geriye çekilmesine sebep oldu.

 YENİ BİR ALAN “SURİYE”

 Yıl 2011’e geldiğinde Arap baharı bir çok ülkede ki iç karışıklıklara sebep olurken bu bölgelerde cihatçı yapıların alan bulmasına sebep oldu. Bunların ilk başında Mısır ve Suriye geliyordu. 2011 de ABD’nin Iraktan asker çekmeye başlaması da İD için bulunmaz bir fırsat yarattı. Irak içinde Anbar Vilayetinde güçlü alanlar kazanan İD özellikle Kuzey Afrika’dan militan ve lojistik destek kazanmaya başladı. Bu dönem İD lideri Ebubekir el-Bağdadi Mısır ile ilgili şu demeçlerde bulundu.

"Cihat pazarı (açıldı) ... şehadet  kapıları açıldı... (Mısırlılar ) çürümüş pagan milliyetçiliğinin cahilce aldatıcı yollarını görmezden gelmelisiniz… Cihadınız, Mısır tiranının ve Washington ve Tel Aviv'deki efendilerinin zulmünden etkilenen her Müslüman içindir”

Bu dönem Sina İslam Devletini kuran Bağdadi uzun süre Mısırda alan hakimiyeti için çalıştı. Ama asıl başarı Suriye iç Savaşının başlaması ile gelecekti. 2011 Agustos ayında Bağdadi örgütün Suriyeli üyesi Julani’ye bir operasyon başlatması için yetki verdi.

2011 yılında Suriye’deki hapishanelerden kaçan ufak hücreleri bir araya getiren Julani taban hareketi kurmak için Suriye’de çalışmalara başladı.

  23 ocak 2012 yılında Julani El- Nusra Cephesinin kuruluşunu açıkladı. Bu dönem Bağdadi Suriye İç Savaşı ve bölünmesi ile ilgili 33 dakikalık bir konuşma hazırladı. Konuşmasında Bağdadi  "Orada halkımız, milleti Suriye'yi onlarca yıldır saran teröre karşı darbeyi ateşledi … ve öğretti. Dünya cesaret ve cihat dersleri verdi ve adaletsizliğin ancak zorla ortadan kaldırılabileceğini kanıtladı" dedi.

 EL NUSRA CEPHESİ KURULUYOR

 Irak’tan Suriye’ye 6 kişi ile geçen Ebu Muhammet El-Julani, Mayıs 2011 de Suriye’nin olumsuz anlamada en ünlü hapishanesi Sednaya’dan tahliye edilen cihatçılar ile birlikte dar hücreler kurmaya başladı ilk olarak Humus şehrinde bir dizi cemaat lideri ve sözde muhalif Suriyeli ile görüşen Julani 2012’de El Nusra Cephesini kurdu.

Nusra'yı Julani ile birlikte kuran altı kişi Saleh al-Hamawi , Abu Maria Al-Qahtani, Mustafa Abd al-Latif al-Saleh, Iyad Tubasi , Abu Omar al-Filistini ve Anas Hassan Hattab idi.

 2012 de El-Kaide’nin Suriye kolu olarak duyurduğu El-Nusra yurt dışından özelikle Çeçenistan, Afganistan, Kuzey Afrika’dan çok fazla militan desteği sağladı.

2012 de iki ateşkes çağrısını ret eden Nusra Cephesi 6 bin ila 10 arası cihatçıya ulaştı.

2012 yılında ÖSO içinde çok fazla destek bulan Nusra’ya bir çok batı medyası devrimin seçkin komandoları ismini vermeye başlamıştı. ABD’nin göstermelik terör listesine aldığı El-Nusra’ya ABD silahları yağıyordu.

Bir çok son teknoloji Anti Tank füzesi hediye edilen el-Nusra 2012 yılında ÖSO içinde ki bir çok eğit donat grubunu da kendi içine katılmaya ikna etti. 2012 de El-Nusra ÖSO içinde ki laik gruplarıda ret etti onlara da cihat ilan etti.

 Mart ve Mayıs ayında Şam’da ki bombalı saldırıları İdlip’te ordu karargahına yapılan baskın ve Deir ez-Zor şehrinde bir toplu infaz gerçekleştirdi.

Rakka ve Halep’te taarruz başlatan Nusra bu bölgede ki askeri üslere saldırılar düzenledi.  Suriye’de ki Hristiyan cemaatine yönelik bir çok kanlı katliam yapan örgüt Katolik rahip  François Murat’ın kafasını keserek katletti.

2012 yılında Deir ez-Zor ve Rakka’da alan kazanan örgüt İdlip, Jerablus, Azez, Halep, Derra şehirlerinde çok ciddi güç kazanmaya başladı. Bu dönem ABD ve NATO’nun Suriye’de Esad’a karşı açtığı savaştan fırsat bilen örgüt maddi olarak ve askeri olarak çok fazla destek buldu. Batı medyasının iyi çocuğu olan Nusra bir çok kara propaganda unsuru ile desteklendi. Bu kara propagandayı Suriye’de yürüten Nusra’ya bağlı Beyaz Baretliler grubunu Avrupa’da muhalefetin sesi kabul edildi.

BÖLÜNME

2013 yılında ismini Irak İslam Devleti yerine Irak Şam İslam Devleti olarak ilan eden  Ebubekir el-Bağdadi El Nusra Cephesi’nden biat istedi. Julani’nin bu biatı ret etmesi ile şu açıklamada bulundu;  "Size bildiriyoruz ki, ne Nusra komutanlığı, ne onun danışma konseyi, ne de genel müdürünün bu duyurudan haberi yok. Bu duyuru onlara medya aracılığıyla ulaştı ve eğer konuşma doğruysa, bize danışılmadı." Dedi. El Nusra İŞİD tehdidine karşı Eyman el-Zewahiri’ye biat etti. El-Kaide ve Zewahiri bu biatı kabul etti.

Mayıs 2013'te Reuters , El-Bağdadi'nin Irak'tan Suriye'nin Halep eyaletine seyahat ettiğini ve El Nusra üyelerini toplamaya başladığını bildirdi. 

Haziran 2013'te El Cezire, El Kaide lideri Ayman el-Zawahiri tarafından hem Ebu Bekir el-Bağdadi'ye hem de Ebu Muhammed el-Julani'ye hitaben yazılmış bir mektup aldığını bildirdi.

İki örgüt arasındaki ilişkileri denetlemek ve gerginliğe son vermek için bir temsilci atadı. Ayın ilerleyen saatlerinde, El-Bağdadi'den, Zevahiri'nin kararını reddettiği ve iki örgütün Irak ve Şam İslam Devleti ile birleşmesinin devam ettiğini açıkladığı bir sesli mesaj yayınlandı. Bu olaylar dizisi, El Nusra üyeleri arasında büyük bir kafa karışıklığına ve bölünmeye neden oldu.

 Zewahiri bir sesli mesajda İŞİD’in dağıtılması emirini verdi. El-Nusra’nın Suriye’de ki tek temsilcileri olduğunu duyurdu ve El-Nusra’ya  "Tanzim Qa'edat Al-Cihad fi Bilad Al-Şam" ("Levant'taki Kaide El Cihad örgütü") unvanı verdi.

Örgütte ki yabancı savaşçılar birer birer İŞİD saflarına katılır iken El-Nusra ortadan ikiye bölündü. 2013 yılında İŞİD’nin Deir ez-Zor saldırısı ve Rakka saldırısı ile Nusra ve İŞİD arasında ki çatışmaların fitili ateşlendi. İki Selefi kardeş örgüt arasında çatışmalar 2015 kadar uzayan dönemi etkisi altına alırken El Nusra Cephesi yoğunluklu olarak Derra şehri ve İdlip şehrine çekildi.

Haziran 2015'te el-Julani IŞİD ile ilgili olarak şunları söyledi: "Bu arada veya öngörülebilir gelecekte bizimle onlar arasında bir çözüm yok. Umarız Allah'a tövbe ederler ve akıllarına dönerler... değilse, aramızda kavgadan başka bir şey yoktur." İfadelerinde bulundu. Örgüt 2015 yılında bir İslam emirliği kuracağını beyanında bulunsa da sonradan bunun için erken olduğunu sadece planlarının bu olacağını açıkladı.

 SURİYE MUHALEFETİ VE EL-NUSRA İLİŞKİLERİ

 El Nusra’nın Suriye Muhalif güçleri içinde çok yakın ilişkilerinin bulunduğu organizasyonlar bulunurken. Kısmen bazı örgütler ile sık sık çatıştığında olmuştur. En yakın ilişkileri bulunan yapılar bir dönem liderliğini Zehran Aluş’un yaptığı Ceyşüllislam ve Cund el-Aksa örgütüdür. Ara sıra aralarında çok yoğun gerginlikler yaşadıkları Ahrar eş-Şam örgütü ile de çok sık beraber hareket el Nusra 2015-2016 yıllarında İdlip kuzeyinde Türkiye sınırına kadar olan bölgede Suriye Muhalefeti ile çatışmış bir çok bölgeden ÖSO birlikleri ve onlara yakın güçleri çıkarmıştı.

İSİM DEĞİŞİKLİĞİ VE EL-KAİDE’DEN AYRILMA İDDİASI

 29 temmuz 2016 yılında El Nusra Cephesi ismini  Jabhat Fath al Sham olarak değiştirdiğini ve "herhangi bir dış varlıkla bağlantısı olmadığını" açıkladı.

El Kaide’ye biat açıklamayan bu örgüt uluslar arası kamu oyuna bir anlamda terör listelerinden çıkmak istediğini bildirdi. El Kaide bu durumu çok olağan karşıladı bunun fikirsel değil içine düşülen durum ile alakalı olduğunu dile getirdi. Bu kapsamda, diğer analistler, duyurunun kozmetik olduğunu, El Kaide içindeki devam eden ilişkilerini ve üyeliklerini gizlemek için bir oyun olduğunu söylüyorlar. Bu kararda körfez ülkelerinin etkisi de çok fazlaydı Nusra Cephesi’nin isim değişikliğinden önce Katar ve BAE temsilcileri ile görüştükleri bir çok medya organında geniş yer buldu. Örgüt bir yıl boyunca JFS ismi ile hareket etti.

JABHAT FATH EL ŞAM DÖNEMİ

 2016 ve 2017 yıllarını kapsayan bu dönemde örgüt Lübnan’da Hizbullaha karşı ağır kayıplar vererek geri çekildi.

Derra ateşkesi ve Suriye Ordusunun Batı Halep operasyonu ile bir çok alanda gerilemeye başladı. Bu gerileme dönemi sonrası özellikle Türkiye destekli Suriye Milli Ordusu ve Özgür Suriye Ordusu güçlerinin İdlip’te söz hakkı istemesi üzerine bir çok alanda JFS ile ÖSO güçleri arasında çok şiddetli çatışmalar yaşandı.

1 Ocak’ta ABD saldırıları ile bir çok El-Kaide üyesinin İdlip’te öldürülmesi sonrası ve bunların içinde üst düzey yöneticilerden Ömer el Türkistani gibi isimlerin olması sonucu dünya medyası JFS ve El Kaide birlikteliğini duymuş oldu.

18 Ocak’ta ise Nurettin Zengi Tugayları ve JFS ye ait üstlerin koalisyon tarafından vurulması ile 110 el Kaide üyesinin ölmesi ile sonuçlandı. Bu saldırılar sonrası Julani’nin gizlemeye çalıştığı El Kaide ilişkisi açığa çıktı. 

28 Ocak 2017'de Jabhat Fatah al-Sham da dahil olmak üzere birçok Selefi cihatçı grup, bir birleşme anlaşması üzerinde anlaştılar ve bunun sonucunda Hay'at Tahrir al-Sham 

 HTŞ’DEN BUGÜNE

 Salt selefi ideolojinin en radikal yorumlarından birini seçen ve eylemlerinde her türlü insanlık suçuna imza atan bu terör yapısı özellikle İdlib’te güçlenmeye ve toparlanmaya başlarken bu bölgenin kontrolünü tamamen elinde tutmaktadır.

HTŞ özellikle son dönemde Suriye Ordusu ve müttefiklerinin Hama kırsalından GAP alanına yayılan İdlib’e kilometrelerce yaklaşıp durduğu harekatta ağır bir geri çekilme yaşasa da örgütün militan ve maddi desteği gün ve gün artmakta.

Özellikle İŞİD’in Suriye ve Irak topraklarında herhangi bir alan hakimiyeti kalmaması nedeni ile son dönemde HTŞ kontrolü altında ki İdlib Selefi düşüncenin o bölgede ki başkenti durumunda. Örgüt son zamanlarda SMO’su kontrolünde ki Afrin bölgesinde saldırılarını yoğunlaştırmaya ve bu bölgede ki bazı yerleşim alanlarını kontrol altına almaya devam ediyor.

Bir çok ÖSO unsuru ve uluslar arası selefi örgütünde çekim alanı olmaya devam ediyor. 2021 de Julani El-Kaide’den ayrıldığını duyurdu. Zerkawi bu ayrılıktan rızası olmadığını açıklasa da HTŞ bir çok el Kaide üyesini tutukladığını açıkladı.

Örgüte bir çok selefi örgütün katılması ile birlikte 25-30 bin civarı bir askeri gücü olduğu tahmin edilmekte. Suriye’de muhalefet denilen yapı içeresinde en güçlü askeri yapı olması ile son dönem Suriye iç savaşında en dikkat çeken yapı olamaya devam ediyor.